Web Tasarım Ankara

"Münevver" ile "Aydın" kelimeleri arasındaki farkın,

 Ne kadar olduğunu merak edenlere cevap veriyorum;

 O fark Cemil Meriç kadardır...

Mekânı cennet olsun. 

 

... 

 

''27 martta Nar-ı Aşkla açılıyor perdemiz''

Sevgilinin sevgisiyle sevgiyi emanet ederken perdemiz,

Temaşaya gönül veren yüreklere deva olur perdemiz,

Yolun hasretiyle yola düşen yolcuya yol gösterir perdemiz,

Çiçeğine hasret kalan pervaneyi ateş-i aşkla döndürür perdemiz,

Hoş olsun gönüller;

 

27 martta Nar-ı Aşkla açılıyor perdemiz…

 

....

 

SEVGİLİ OYUNDAŞLARIM...

Rabbımız hayal sahnesinin biz oyuncularına güç kuvvet verdiği sürece önce O’nun Rızası sonra siz oyundaşlarımızın alkışlarına hakkıyla mazhar olmaya çalışacağız…

Bu sebeple Tiyatro günümüze sahip çıkıp DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜMÜZÜ kutlayan siz değerli oyundaşlarıma sonsuz Teşekkürler ediyorum…

 

İyi ki varsınız, iyi ki yanımızdasınız...

27.mart.2016

....

 

Sessizliğimin gürültüsü sabrımı terbiye ediyor...

Bu sebeple;

Kızgınlığımın gürültüsüne alıştığını söyleyerek yüreğimi cam kırıklarıyla dolduran bencil yürekleri, kırgınlığımın yakıcı sessizliğine ömür boyu mahkum ediyorum...

İnsanlar, Hülyalarımı yakacak cesarete sahip olduklarını bildiğimi biliyorlar ama onların bilmedikleri bir şey vardı.

Onlar benim gerçeklerimi kaldıramayacak kadar güçsüz olduklarını bilmiyorlardı...

Sessizliğimin gürültüsünde ortaya çıkan soğuk adamın sabrını gecelerin karanlığı kadar derin yüreğinde pus ile terbiye etmeyi yıllar bana öğrettiğinde yalnızlığımı keşfetmiştim.

Susuşlarımın zaman listesinde,

Kim ne ektiyse Onu biçecek başta hülyalarımı yakan kişiler olmakla birlikte hasat zamanı başlatacaktı..!  25.03.2016

 

 

...

 

Susma ey Bülbül;
HDPKK'nın işgaline dur de Barış ve birlik adına senlik,benlik duvarını yık ve Yaradan aşkına sesini yükselt.
Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.RUMİ

 

Ah benim bülbülüm,Alevi, Sünni, Kürt, Türk kardeşim!
Şu kuzu postuna bürünmüş kurtları, kan emicileri, aradan çekip bir kucaklaşsak, vallahi

buharlaşıp gidecekler...14.10.2015

... 

 

Dünyada bir örneği var mıdır acaba;
35 yıldır kanla beslenen Teröre, terör örgütü diyemeyen ve Terörü barış adına pişkince protesto eden terörist...
...

Ya da şöyle düşünün;
Bir siyasi partinin eş başkanısınız ve seçimlerde partiniz %13 alıyor ve size oy verenlerin çocuklarını gözünü kırpmadan kahpece öldüren Terör örgütünün yöneticisi oy verdikleri için pişkince teşekkür ediyor...
...

 

Ve bu partiye oy verenlerin savunması biz BARIŞ adına oy verdik... Yok vallahi de billahide bir örneği yoktur... Böyle sorular,sorular,sorular çıldırmak üzereyim of of milletçe Akıl tutulmasına yakalandık...14.10.2015

 

...

 

Susayım diyorum susamıyorum...

...

Dün Erzurum'da iki askerimiz, Ergani'de bir polisimiz az önce Şırnak’ta bir askerimiz şehit oldu...

Son seçimlerde HDPKK terör örgütüne ''barış'' gelecek diye oy veren ve Devletini katil gören malum kişiler ya da sözde barışseverler! Ve bu seçimde de Terör örgütüne oy vermeyi düşünenler,

Sorarım size bu kardeşlerimiz barış adına mı şehit edildiler?

...

Katil devlet diyerek barış isteyenler 35 yıldır kan döken HDPKK terör örgütünü cici çocuk görmeleri yok mu işte bu çok canımı yakıyor...

...

Eğer barış istiyorsak ''teröre karşı tek ses'' olup önce bu kanlı örgüte dur demek, yani gür seda ile Edi Bese demeliyiz ve bunun için birlik olmalıyız...

...

 

Rabbım şehit olan kardeşlerimizin ailelerine, sevenlerine ve ülkemizde yeter artık barış istiyoruz diyenlere sabır ihsan eylesin...12.10.2015

 

...

 

İŞTEN ATILAN BİR MESLEKTAŞIMI;

Savunmadığım için Mehmet Tahir İkiler bir gün senin de başına gelecek diye aba altından sopa gösterenlere istinaden yazıyorum...

Evet Bir gün benim de başıma gelecek ve işten atılacağım...

Ve beni o gün savunan kimse olmayacak...

Ey aklını gezintiye çıkarmış kişi; Aklın sıra öküz altından buzağı gösteriyorsun.

Bak ben, beni sırf birileri savunsun diye düşüncelerimi yazıya dökmedim ve dökmeyeceğim...

Bahsettiğiniz kişi ya da kişiler bugün işten atılsalar merak etmeyin onları halk kahramanı haline getirip milletvekili dahi yapacaklardır...

Müsterih olun;

Ben mesleğimi icra ederken 22 yıldır yediğim küfürlere ve tehditlere pabuç bırakmadım.

Bu dünya sultan Süleyman'a kalmamış elbette bana da kalmayacak.

Zamanı geldiğinde eğer işten atılırsam gideceğim yer meclis değil sokaklardır...

Nereden geldiğimi biliyorum ve Geldiğim yere dönmekten asla gocunmam,

 

Bilakis şeref duyarım... 12.8.2015

 

***

 

''Önce sen seni Gör, sonra yalnızlıktan şikayet et ey Kör''

Yalnızlığının suçunu başkalarının yakınlık mesafesiyle ölçüp biçenler,

gölgelerinin değerini bilmeyenlerdir.

Yalnızlık; bir insanın kendisine olan uzaklık mesafesinin ölçüsünde gizlidir...

Sen senin yüreğine dokunamayacak uzaksan, başkalarının uzaklığını bahane ederek yalnızlığını gideremez sin...

Uzaklığın ölçüsünü tensel dokunuş mesafesi gibi görenler kendi yüreklerine dokunamayacak kadar kör kimselerdir...

Önce kendini gör sonra başkalarını.

Önce kendini keşfet sonra başkalarını.

Önce kendini sev sonra başkalarını.

Önce Sen seni gör, sonra yalnızlıktan şikayet et ey kör...

 

Dünya seyri üç gündür Dün, Bugün,ve Yarın!

Dün geçti. Yarının geleceği belli değil.

 

Öyleyse ne duruyorsun? Bugünün değeri yüreğinde, yarının değeri özlemlerinde… 12.9.2015

 

 

***

 

 

''aman dikkat! Husumet fedailerine dönüşmeyelim''
İnsaf ve İzana dair düşüncelerimizi adliye koridorlarına düşürdüğümüz an ön yargılarımız hayanın döşünde yargısız infazla at koşturmaya başlar... 
Ve ne yazık'ki İrademiz şiddetli geçimsizlik nedeniyle hasedin şahitliğinde ''hoşgörüyle'' tek celsede boşanıverir...

 

İşte o zaman yandı gülüm keten helva...
İşte o zaman Haset, Husumet sonunda rezalet...
Rabbım ülkemizi husumet fedailerinin şerrinden korusun… 9.9.2015

 

***

Terör hamilerini; cici çocuk gösterenlerin, Dağlıca haberleriyle göstermelik ağıtlar yakmasını tahmin ediyordum ama onların bu kahpe zihniyetlerine alkış tutan dostlarımın olabileceğini tahmin edemiyordum...

Terörün cici çocuklarını pohpohlayan Sizleri;

En yüksek makama, Rabbıma havale ediyorum..

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca,

Namert bir el arkandan seni vurur kadınca,

Bir gün sabrın tükenir... H. Nihal Atsız

 

Kahpeliğin medya vitrinlerinde alkış aldığı bu günlerde kurulan hain tuzakları göremeyen dostlarım en çokta sizin duyarsızlığınız canımı yakıyor...

 

ŞEHİTLERİMİZE RAHMET DİLİYORUM.

 

MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN! 

6.9.2015

 

***

 

Dağlar dağlıyor cayır, cayır yüreğimi,

Hiç olmadığı kadar hıçkıra, hıçkıra ağlamak istiyorum ama ağlayamıyorum...

Şu anda memleketi için canhıraş mücadele eden Mehmetçiklerimizin ve kahraman polislerimizin ben bu gece yatağımda rahat uyuyayım diye canlarını verdiklerini düşündükçe boğazıma kördüğümler oturuyor...

Hiç olmadığı kadar nefret etmek istiyorum ve nefretimi dilimle, yumruğumla çıkarmak istiyorum ama çıkaramıyorum...

Şu anda sırf Kürt olduğu için ondan Nefret etmemi isteyen Kahpe teröristin çirkin tuzağına düşmemek için

 ''inadına kardeşlik'' diyerek acımı yüreğime gömüyorum...

Dağlıca dağlıyor bedenimi,

Canım yanıyor,

Yüreğim kavruluyor,

Ağlamak istiyorum...

Medet Allah'ım...

 

6.9.2015


***

 

''orada bir köy var uzakta''

Sen hayallerimin kara boşluğunda yol bulmaya çalışırken ulaşmaya çalıştığım köy gibiydin de sen bunun farkında değildin...

Ben belki gelmekle gitmek arasında cebelleşirken, görünen köye kılavuz bulma derdine düşmüş bir divaneydim sen farkında değildin.

Ve ben belkide adlandıramadığım dalgaların medcezirinde boğuşurken sana olan gelişlerimin mahremiyetinde sürükleniyordum sen bunun farkında değildin.

Ve ben bel kide geliş, gidişler imin arasında çakıl taşlarımı emanet edip sessizce kaybolduğum kumsaldaki bir köy gibiydin ama sen bunun farkında değildin...

Orada bir köy var uzakta, farkında olsan da olmasan da o köy...

Uzaklık insanın içindeki yalnızlıkta gizlidir.

Zaman sadece yenilgidir.

Eğer birilerinin yanında olmasını istiyorsan sadece hayrı düşle o zaten hep seninledir.

 

''Hayrı düşleyen düşse de canı acımaz...'' 4.09.2015

 

***

 

Bir Allah dostuna soruyorlar.

İnsan ne zaman olgunlaşır ve Cevap veriyor

'' Düşmanını dost bilmekle ''

Kalbini, kafasını kinden, nefretten, düşmanlıktan, hasetten, kıskançlık ve dedikodudan uzaklaştıran ve yaratılanı yaratandan ötürü sevgiyle kucaklayan insan hikmetin kaynağı olur...

Unutmayalım; Allah'ı seven, her şeyi sever. Çünkü Allah, her şeyi güzel yaratmıştır...

''sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz''

 

İnsanıyla, hayvanıyla, taşı toprağıyla, bitkisiyle börtü böceğiyle kainatı sevgiyle kucaklayalım... 3.8.2015

 

***

 

Uykuda gencecik polisleri öldürürler, 
ama Kandil de yere izmarit dahi atmazlar!...
Televizyoncu Ahmedin, saz çalan Selo'suna, barış safsatasına ve onun Cici çocuklarına inanıp, Sırf Hükumet devrilsin diye oy verenler boyunuz,posunuz devrilsin Emi...
Bak oy verdiğiniz Selo ve onun cici çocukları, sizi mutlu edecek bir habere daha imza attı... 
Az önce; 
PKK tarafından Diyarbakır ve Şemdinli'de polise düzenlenen bombalı saldırıda

üçü ağır olmak üzere 9 polisimiz yaralandı...

Bir damla vicdanın olmadıktan sonra, Bu saatten sonra Sağanak halinde gözyaşların dökülse olsa ne yazar... 25.7.2015

 

***

 

Zalimler için yaşasın cehennem...

DEAŞ yüzünden üç gündür ülkemin gencecik polisini öldüren PKK köpeklerine ses çıkarmayan ve üstelik halka silahlanın diyen Selo başkana ve ona oy verenlere kına gönderiyorum...

Bugün;

Kilis sınırından ateş açan DEAŞ teröristleri Bir askerimizi az önce şehit etti :(

Diyarbakır'da PKK teröristleri bir saat önce polislerimize tuzak kurup bir polisimizi şehit etti

Bu ülkeyi bu hale getirenler bu dünya da olmasa da öbür dünya da elbet hesabını verecek...

 

Zalimler için yaşasın cehennem... 23.7.2015

 

***

 

''kadrin kıymetini bilenlerin duası''

Allah'ım!

Ağlamayan gözden, sızlamayan özden,

Kızarmayan yüzden Sana sığınırım.

Şirkten, küfürden, müşrikten,

Cahilden, gafilden, kafirden Sana sığınırım.

Harama dayalı servetten,

Hak edilmemiş şöhretten Sana sığınırım.

Korkaklıktan, pısırıklıktan, kıskançlıktan Sana sığınırım.

Hasetten, fesattan, kesattan, nifaktan,

Fısktan, fücurdan Sana sığınırım.

İftiradan, ihanetten, cimrilikten, kincilikten

Ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten, kadrin kıymetini bilmeyen gönülden,

Fayda vermeyen bilgiden ve kabul edilmeyecek duadan sana sığınırım!

Ya Rabbi, Habibin Muhammed Mustafa (SAV) hürmetine, okunan Kur'an'lar hürmetine, Muhammed ümmetinin kalplerindeki her türlü ayrılık ve küskünlük düşüncelerini gider!... Bizleri Ashab-ı Kiram gibi, birbirlerine dost, kafirlere karşı güçlü ve kuvvetli kimseler eyle... 

 AMİN

 16.7.2015

 

***

 

Ey İstediğini istediğine veren,

İstediği zaman alma kudretine sahip olan Allah'ım!

Sana dua edilince kabul ettiğin, bir şey istenince verdiğin, musibet ve sıkıntıların kalkması istenince kaldırdığın ismin hürmetine, senden istiyoruz...

Bayrama kavuşmanın habercisi bu mübarek Arefe gününde,

Ömrümüzü bir adanmışlık mülahazası içinde, son nefesimize kadar Sana kullukla geçirebilmeyi bizlere muvaffak eyle...

Tutmuş olduğumuz oruçları, kılmış olduğumuz namazları, vermiş olduğumuz, fitre ve zekatları dergah-ı izzetinde Kabul eyle...16.7.2015

 

AMİN…

 15.7.2015

 

***

 

 

Seni Seviyorum kelimesini duymak için can atanlar;

Aşka dair gizler arıyorsa yanlış yoldadır...

Kulağa gelen hoş sözler o kişinin kalbinin ispatı değildir,

Ey dost;

Aşkın ispatı yandığın kadardır, duyduğun kadar değildir...

O yüzden; Aşkta sevmek en makbul olandır;

Çünkü; Sevildiğinden Hiçbir Zaman Emin Olamazsın !..

Sevilmeyi sevmek, sevildiğini bilebilmek yürek yangınında,

Ateşe körükle giderken, zemheride kalan cesaretlerinin kan revan içinde kalmasıdır...

Şems-i Tebrizi derki;

''Ey Gönül! Şimdi sorarım sana, hangi Aşk daha büyüktür. Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?''

Aşkın efendisi Mevlana şöyle cevap verir...

''Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır.'' MEVLANA

Aşkı armut piş ağzıma düş gibi, yamacına düşen armut gibi basit sanıyorsan yanılıyorsun Aşk bazen gelmeyecek birini kavuşmayacağını bile,bile ölümüne bekleyebilmek tir...

Fuzuliye Sormuşlar;

Sevmek Mi Daha Güzeldir, Sevilmek Mi?

Ve Sevmek diye cevap vermiş…

 

5.7.2015

 

 

***

 

 

''birileri soykırım ya da zulüm falan mı dedi''

Çinli polisler sokaklarda gezip herhangi bir insanı durdurup O kişiye su uzatıp içmesini söylüyorlarmış. Sebep o kişinin oruçlu olup olmadığını anlamak...

Eğer içmezse zorla yere yatırıp ağzına su ya da içki döküyorlarmış...

Burası neresi diye soruyorsan?

Atalarımızın bizlere emaneti Doğu Türkistan...

Ey dost:

Sen hala sahura huzurlamı kalkıyorsun? 5.7.2015

 

 

***

 

 

Çocuklarımızı yetiştirirken önceliği, dış kabuğuna değil içine vermeliyiz...

Düzgün ve uslu konuşsun diyerek öncelikle Dilini terbiye etmeye çalışıyoruz...

Ve bu sayede farkında olmadan Şekle tamah eden bir ırkın tohumlarını el birliğiyle atıyoruz Sonrada yandım Allah diyoruz...

Ey dost; Geleceğimizin mimarlarının Dilini düzeltmeyle uğraşırken

göz göre,göre yüreklerini ihmal ediyoruz...

Bırak kabukla uğraşmayı sen önceliği içindekine ver,

Bak Ne güzel söylemiş mevlana..

Herkes dışını süslerken, sen içini,kalbini süsle. Herkes başkasının ayıbını araştırırken,sen kendi ayıplarınla meşgul ol!

 Kendi ayıbını gören ve düzelten cesur yürekli bir neslin evlatlarını yetiştirmek için Rabbım tüm annelere, babalara akıl fikir ve ihsan nasip eylesin... 05.07.2015

 

 

***

 

 

Mümin kardeşini kendi nefsine tercih eden ey sadık dost;

Dertli yunus der ki; Bu dünya dopdolu kalleş, Her birinden bir taş gelir, Hakkı gerçek sevenlere, Cümle alem kardeş gelir.

Kardeşimsin...

Yüce Allah Kuranı Kerimde de şöyle buyurmuşlardır.

'' Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile, onları (mümin kardeşlerini) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (haşr:9)''

 

05.07.2015

 

 

***

 

 

Ey pehlivan!

Eğer Aşkta kazanmak istiyorsan,

Kaybedeceğini bile,bile topa tüfeğe gerek kalmadan,

Delilik bile olsa hislerinle savaşı göze alabilmelisin.

Aşk; Öldüm bittim dediğin anda, Anka kuşu misali küllerinden doğabilmek tir..

Aşk; Yenilgiye doymayan pehlivan gibi sırtı yere gelse de dimdik ayakta durabilmektir..

İşte o yüzden Kavanoz dipli dünya da ''tecrübe'' en pahalı şeydir ve pehlivanlar o hisleri ancak; kaybetme duygusunun hazine dairesinde bulabilir...

Ey pehlivan; ne kadar çabalarsan çabala, Tecrübeyle sabittir, Aşk bir nevi yoksulluktur, eğer sen mağlubiyeti göze aldıysan, ruhun zenginleşir ve sonuçta aşk kazanır...

Eğer; Aşkı öldürmek istemiyorsan,

Kaybetmekten asla korkmayacaksın.!

Ne malum belki Aşk bazen kaybetmektir...  04.07.2015

 

 

 

'' azınlığın çoğunluğa tahakkümü budur ''

Demokrasinin ve özgürlüklerin olmadığı! bir ülkede ne hikmetse Üç beş zibidi, mübarek üç ayları eşcinsel sloganı haline getirip iğrenç bir ifadeyle "Şaban'la Recep'in aşkına Ramazan engel olamaz" diyerek İstanbul'un göbeği taksimde pankart açıyor ve özgürce dolaştırıyor...

Ama ben bir fert olarak bu iğrenç pankartın kutsal değerlerimi yaraladığını kendi sayfamda bir yazıyla dile getiriyorum ve dini duygularım dahil yemediğim küfür kalmıyor.

Yazımı doğru dürüst okumayan demokrasi sevdalıları! vay sen eşcinsellere nasıl hakaret edersin,diyerek bodoslama saldırıya girişiyorlar...

Cehalet yoksunu bu kesim beni cahillikle suçlayarak tabiri caizse sayfamda yerden yere vuruyorlar...

El insaf; Bu pankartla yüreği incinen ve tepki veren kişi tükaka,

Ama o iğrenç pankartı dile döküp taksim meydanında açan

 eşcinseller iyi çocuk...

Ne içler acısı bir paradoks.

O pankartı okuduğum an Allah şahidimdir ki maneviyatımı taşıyan yüreğim paramparça olmuştu...

Vicdanını dudaklarında taşıyan eşcinsellerin o pankartla Müslümanları incitmiş olmasının hiç önemi yok...

Off of Hazreti Ali(r.a) boşuna dememiş “Cahillerin kalbi dudaklarında, âlimlerin ağzı kalplerindedir.”

Üç satırlık yazıyla bile eşcinsellerin açtığı pankartı sayfamda eleştirirken küfür yiyiyorum...

Ne acıdır ki;

Azınlığın cehalet zırhıyla çoğunluğa tahakkümü yavaş yavaş ortaya çıkıyor...Rabbım bu toprakları imanıyla sulayıp bereketlendiren müminlere güç ve kuvvet versin... 30.6.2015

 

 

 

 

***

 

Çok ama çok sinirliyim...

Özgürlükler bir başkasının özgürlüğüne özgürce hakaret etmeyi getirmez...

Hadsiz LGBT zihniyetinin; her Müslümanın baş tacı yaptığı Ramazan ayı ile dalga geçip, Recep ve Şaban ayını da eşcinsellikle bütünleştirmesi iğrenç bir zihniyet kalıntısından başka bir şey değildir...

Bu insanlara Hayvan bile diyemem, hayvanlara hakaret olur,

Çünkü hayvanlarda bile haya var...

 

Allahü teâlâ bu insanları! ıslah etsin... 29.6.2015

 
 
 
*** 
 
 
 
 
''İsraİl Today' gazetesİ'' Gazetesinin başlığına dikkat edin;
'' Erdoğan gitti, artık daha güçlüyüz ''
Ülkemizde bu sevince ortak olanların mutluluğu ''Erdoğan gitti'' 
Ne reis gitti ne de davaya gönül verenler gitti...
Biz bu yola çıkarken Yarın elbet bizim, Elbet Bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış Ebed Bizimdir! diye haykırdık ve hala haykırmaya devem edeceğiz ve ne yazık ki İsrail olmak üzere bazı dostları üzeceğiz.
8.haziran.2015
 
 
 
***
 
 
 
Ders çıkarılması gereken bir seçim...
Yıllardır iktidar hevesiyle mücadele edip her seçimde ikinci ve üçüncü olan bir oluşum mağlubiyeti kabul etmiyor...
Yanı anlayacağınız trajikomik bir durum; biri %13 alıp seviniyor, diğeri %41'e üzülüyor!
Düşün ve titre dostum; 
Davası büyük olanın, derdi de büyük oluyor!
8.haziran.2015
 
 
 
***
 
 
 
Ümidimizi asla kaybetmeyelim...
Bu seçimlerde yedi cephede şerle boğuşan davamıza sahip çıkalım...
Halkımızın uyarısını almaksa amaç buyurun SOMA sonuçları...
13 Mayıs 2014'te meydana gelen ve tüm Türkiyeyi yasa boğan maden faciasının yaşandığı Soma'da, milletvekili genel seçiminde en çok oyu yüzde 39.87 ile AK Parti aldı...
Hiç bir şey için ümitsiz olmayalım...
Ne demiş üstat; Yarın elbet bizim elbet bizimdir, gün doğmuş, gün batmış(bugün olduğu gibi) ebed bizimdir...
Okyanus ötesinden alkış sesleri gelse de, bu dava asla yarı yolda kalmayacak...
7.haziran.2015
 
 
***
 
 
 
EY DOST...
Ülkemizi karanlık yola saptıranların İki kıytırık sözüne itibar ederek yolunu değiştirenler varsa ve onlar dost hanemin baş köşesinde dahi olsalar, bilsinler ki onların suretlerini yansıtan sırrı dökük aynada asla yerim olmayacaktır...
Ülke elden gitmiş olsa da umurundan olmayan kaos sever zihniyetin hain planını açık ve seçik şekilde işletirken seni kandırabiliyorsa kusura bakma yolunda yordamında şimdiden açık olsun... 
Domuzdan bir kıl koparsak kardır diyerek ülkeyi hain planlarına ortak edenlerin kıyısında köşesinde dahi bulunuyorsan kusura bakma yolun yol değil...
Üstat Necip Fazıl yıllar önce bu tip kişilerin olacağını bildiği için bir uyarıda bulunmuş ve demiş ki 

 

''Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; Hem yolunu kaybedersin, hem dostunu...'' 

 

29.5.2015

 

 

***

 

 

YAŞLANIYORUM...
Çocukluğuma dair ne varsa sanki birer, birer siliniyor.
Sanırım İçimdeki çocuk; masmavi gökyüzünden, yaş alan bedenimden, ya da zihnimin saklambaç oyunlarından sıkıldı.

Ve fırtınalı bir günde martı kanadında, hayallerimden firar etti…
Ey çocuk; Hüzün ertesi aldanışların satır aralarında saklanıyor olsan da, 
Hayallerimin boynu bükük umudu olan sobelerine muhtacım Gel artık...
Kaf dağının ardında beni bekleyen masallara aldanıp seni kırdım, İncittim biliyorum,

Ama sen yap bir çocukluk çık ortaya ve Gel artık demelerime bakmadan gel artık... 
Yüreğimdeki buruk geçmişimden geriye kalan anılarımı, tebessümle didikleyen ey çocuk;

 

Sobelerinde sobelenmeyi çok özledim Gel artık... 
Dikkat..! 
Çocukluğuma dair sayısı belli olmayan hayaller, misketler imle birlikte kaybolmuştur... 
Gökyüzünde uçan Hırçın ve deli bir martı görürseniz ona söyleyin, kanatlarına saklanan çocukluğumu geri getirsin…22.5.2015

 

 

***

 

 

'' köpek mamaları vitrinlere çıktı çıkalı insanlık değişti ''

Ruh halinin şekline göre Yüreğinin gardırobunda kişiliğine uygun bir kostüm muhakkak vardır, sen yeter ki insanlık onurunu aç köpek nefsinin kisvesine muhtaç etme...
İnsan iki ruhludur içinde bir iyi köpek birde kötü köpek kavga eder... Hangisini daha çok beslersen o kazanır...

''Oturan boğa'' 16.5.2015

 

 

***

 

 

''münafığın şerrinden sana sığınıyorum''

İrademi esir alan benliğim, karanlığının kuytularında evhamları mı sobelerken, Şüphelerim ense köküme, ansızın bir hançer sapladı...
Feryadı figana teslim edercesine haykırdım...
Münafığın şerrinden sana sığınıyorum Medet Ya Allah…

15.5.2015

 

 

***

 

 

 

''haydi bu gece ahirete yatırım vakti''

Masumiyet zırhını kuşanan yürekler hangi tasvirin içinde olursa olsun rutubet kokan nefsi böceklerin, istilasına uğrayan ağaçlar gibidir…

İçine kurt düşmüş ağaçlar gibi için, için eriyor olsak ta ayakta durmaya çalışıyoruz.

Kurtların kemirdiği bir ağaç toprağa, susuzluktan çatlamış olan bir toprak suya ne kadar muhtaç ise vebal altında inim,inim inleyen kalplerimiz bu gecenin ehemmiyetine muhtaçtır...

İşte bu güzel gece; bizlere arınma, aklanma, paklanma, yunup yıkanma fırsatı veriliyor...

Hiç bir şey için geç değil, haydi bu gece dua ve istiğfar zamanı...

Bizleri için için kemiren günahlarımızdan arınma zamanı,

Yani anlayacağınız bu gece çok çalışarak Ahirete yatırım zamanı...

Sebepleri düzeltmek için çabalamadan istemek kuru bir temennidir.

Hadis-i şerifte buyruldu ki:

(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

Yapılan hataların tekrarına düşmemek dileğiyle,

Cumanın ve rahmet gecemizin yüzü suyu hürmetine, Açılmasını dilediğiniz tüm kapıların Açılması duâ`sı ile.

Cuma'mız ve kandilimiz mübarek ve hayr olsun.. 15.5.2015

 

 

 

 

***

 

 

 

''uykuda mısın yoksa uyandın da farkına mı varmadın?''

 

 

 

Her gece yatağımızın sıcaklığıyla ölümün kardeşi uyku bize çok tatlı gelirde, Her yeni günün hediyesi olan nefes yüreğimize çok ağır gelir...

İnsanoğlunun doğasından mıdır nedir bilinmez sanki ölümden kaçış varmışcasına bahşedilen hayata nankörlük yarışında veballerimizle at başı yarışıyoruz...

Uyan dostum uyan...

Aldığın nefesin kefareti olan iyiliği ve sevgiyi, veballerine kurban etmeden uyan...

Uyan dostum uyan...

Uykudan uyandığının farkına var ve uyan...

Yüce Allah buyuruyor:

 

Geceleyin sizi öldüren (uyutan), gündüzün ne yaptığınızı bilen, sonra takdir edilmiş ecel (vaktiniz) tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O’dur. Sonra dönüşünüz yine O’nadır. Sonra yaptıklarınızı size haber verecek (hesaba çekecek) tir. (En’âm, 60) 

14.5.2015

 

 

 

 

 

***

 

 

 

''Ey dost: hayallerin incinse de didiklemekten asla yorulma?''

Geçmişin tozlu raflarını ara sıra didikleyerek, hayallerinin yerlerinde durup durmadığını kontrol ettin mi?

Ben ettim ve sonuç sıfır…

Maymun iştahlı nefsimiz, işine geldiği anlarda az kullanılmış hayallerimizi kullanıp posası çıktıktan sonra kağıt peçete misali buruşturup zihnimizin çöp tenekesine fırlatıyor…

Hüsrana uğrayan boynu bükük hayallerimizi sırf yüreğimiz kirlenecek diye çöplükten çekip çıkaramıyoruz, canımız acır diye yaklaşamıyoruz...

Terk edilmiş hayallerin kırılganlığını kabullenmek zorunda kaldığımız için benliğimizi acıtan kaba saba gerçekler ortaya çıkıveriyor…

Yüreğimizi; terk edilmiş hayallerimizin çöp tenekesi muamelesi yapmaya devam edersek, içimizde biriken hasretlerimiz tüm bedenimizİ etkileyecek ve bir süre sonra hayallerimiz çürümeye başlayacak...

İşte asıl korkmamız gereken hiç hak etmediği halde çürümeye bıraktığımız hayallerimizin salgıladığı çürük kokularıdır...

Ne yazık ki bu hasret kokuları ömür boyu bedenimizi esir alacaktır...

 

''Ey dost: hayallerin incinse de didiklemekten asla yorulma?'' 13.5.2015

 

 

 

*** 

 

 

''yüreğimin sol anahtarını kaybettim hükümsüzdür''

Kulağının marifetiyle Musikişinas olduğunu düşünüp yüreğimin hicranına mahur bestelerle dokunmaya çalışma. Yüreğimin son bestesine ortak olmaya çalışanların bestelerinden arta kalan yanlış notalara takılıp düşersin, 
Şarkına yazık olur... 
Sözüm ona nota sehpası kılıklı bestekar gönüllerin, yüreğimde bıraktığı kırık notalarla sevdama dair hüküm vermeye kalkışırsın bu seferde,
Bestene yazık olur...
Besteme ortak olup Kalbimin sesini dinlemekse amacın, gönül sazımın mızrabını kullanmasını bileceksin yoksa,
Sesine yazık olur... 10.5.2015

 

 

 

***

 

 

 

''saçı uzun aklı kısa deyimini çıkaranlara inat saçlarım uzun''

Bir Türk erkeği için saç uzatmak kolay bir iş değildir...
İyi yanları olduğu kadar kötü yanları da var... 
Mesela bugün cuma namazından çıkarken yanımdan geçenlerin bana hayretle bakmaları hatta yüreği gül kokan yaşlı bir mümin amcanın çay ısmarlama teklifi yaparken saygı duyması beni tarif edilemez duyguların içine sürüklemiştir.
Ön yargılarımızdan kurtulduğumuz an birbirimizi çok daha iyi anlayacağız ve seveceğiz..
Kötü yanı ise kaldırımda yürürken karşıdan gelen çoğu genç kardeşimizin saçlarıma bakıp gülmeleri ve yanımdan geçerken laf atmaları hatta küfür etmeleridir..
19 yıl önce öğrencim 
Serkan öztürk e ''Bir adam yaratmak'' oyunumuzun ana karakteri Hüsrev rolünü teslim ederken saçını uzat yoksa bu rolün hakkını veremezsin diye şart koşmuştum. 
O da beni kırmayıp saçını uzatmıştı...
Sonrasında aynı rolü ben üstlendiğimde Hüsrev için saçımı uzatmıştım ve o gün bu gündür saçlarım uzun ve zaman, zaman şikayetçi olsam da pişman değilim... 9.5.2015

 

 

 

***

 

 

SEVGİLİ OYUNDAŞIM... 
Eğreti çehrelere emanet maskelerin gölgesine sığınmak zorunda kalan gönül teknemiz, hırçın dalgalar kumpanyasında mutluluk oyunları oynuyor...
Oyunlardan yorulan bedenim dalgaların savurduğu kumsalda perdenin kapanmasını bekliyor...
Oyundaşım sen sen ol Düşmez kalkmaz bir düşüm ömrümüz varken düşlerinin kıymetini bil...
Saadet Düşkünlerinin ihtiraslarına kapılıp, hayallerini ayağa düşürüp yüreğini düş kırıklarına mahkum kılma... 
İmza:
Düşlerinin peşinde koşarken, Saçları kar fırtınasına tutulmuş bir ihtiyar...

8.5.2015

 

 

***

 

 

'' çek oradan bir tebessüm doyasıya içelim''

Bazı dostlar vardır; cemallerinde ki tebessüm şifa, tebessümlerinde ki şifa cigara paketinde kalan son sigara gibidir; Ne kadar canımız çekse de içmeye kıyamayız...

Bu arada;

Ben bu yaşıma kadar hiç sigara içmedim,

Rabbım Bundan sonra da içmeyi nasip etmesin...

Lakin her ne kadar suratsız olsam da,

Tebessüm Cigara paketimde kalan son sigaram olsa da,

Bir gün canınız sıkılırsa

 

Çek oradan bir tebessüm doyasıya içelim demeniz yüreğimi bahtiyar eder...

7.5.2015

 

 

***

 

 

''arada kalma ara''

Yeryüzünde bulunan her nesnede Aşkın varlığını göremiyorsan, suçu gözlerinde değil yüreğinde ara...
Arada kalmadan ara...
Bu arayış gönül secdesinde aşk tohumunun kabuğunu çatlatıp filiz vermesine sebep olacaktır...
Bu arayış bire bin verecek başağın Aşka daveti olacaktır...
Ara...

5.5.2015

 

 

***

 

 

''aşk abdest gibidir, şüpheye düşersen bozulur''

 

 

 

Virane duygularımızdan arta kalan umutlarımızı sevdadan yoksun kaçak inşaatlarda bina etmeye çalışırsak, sevgiden yoksun mıh sıçtı hayallerimizin gölgesinde bir yudum tebessüme muhtaç oluruz…

 

Tebessümlerimizi kıymet bilenlere dağıtmayı beceremediğimiz için üç gülücük karşılığında pazar tezgahlarından tebessüm karşılığı alır gibi şirinlik muskası tebessüm simsarlarına aşkımızı emanet ediyoruz...

 

Yukarıdaki sözlerim şirin olduğunu düşünüp dünyanın en zor mesleği Soytarılığa aday olmayı düşünen aşk soytarısı şebelek çehrelere ithaf olunur…

 

 

 

 

''Aşk abdest gibidir. Şüpheye düşersen bozulur.

 

Bakışlarında diyar diyar gezdiğin değil Bir bakışında diyarına gittiğindir Aşk…''MEVLANA

 

29.4.2015

 

 

 

***

 

 

''En zalim yüreği bile dize getiren sevgidir...''

    Kainatın mayasını Sevgiyle yoğuran Rabbımız dünyadaki her varlığa ''sevgiyi'' parlak bir ışığın yansımasıyla donatmıştır lakin gölgede kalmayı yeğleyenler bu ışığın kıymetini bilemediği için sevgiden uzak kalmıştır...

Gölgede kalan bir yüreği aydınlatacak olan ışık sevgimizden yansıyan tebessümdür...

Bir Allah dostuna soruyorlar. İnsan ne zaman olgunlaşır ve Cevap veriyor,

'' Düşmanını dost bilmekle ''

Kalbini, kinden, nefretten, düşmanlıktan, hasetten, kıskançlıktan ve dedikodudan uzaklaştıran, yaratılanı yaratandan ötürü sevgiyle kucaklayan bir insan hikmetin kaynağı olur...

Unutmayalım;

 

Allah'ı seven, her şeyi sever. Çünkü Allah, her şeyi güzel yaratmıştır...29.4.2015

 

***

 

 

 

''yüzme bilmiyorsan aşk-ı deryaya ne dalarsın ey gönül''

 

Sevda denizinin en çalkantılı hallerinde dahi yüzmeyi başarabilen irademizi Umman gibi yüreğimizin derin ve soğuk sularında yalnız başına kulaç atmasını istediğimizde beşeri yalnızlığımızın korkusuyla kalbimize kramp giriveriyor...

 

Yalnızlık girdabında bu kramplardan kurtulmak adına sevdadan bir haber sevdaya sevdalı olmak hatırına yılana(nefsimize) sarılı veriyoruz ve gözlerimizin kıytırık hükmüne tabi olarak bir sözüm ona bir güzele tutuluyoruz ve bunun adına ne yazık ki AŞK diyoruz...

 

Aşkı; Kibrit çöpüne bağlanan nefsani heveslerimizin tatmin yeri yapmaya hiç hakkımız yok...

 

Çünkü Aşk, neye niyet neye kısmet ama ille de İsmet'tir...28.4.2015

 

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

''Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;''

 

Ey yolcu!

 

Mutluluk yolunun anlamı o yola giren yolcunun mutluluk hedefinin hiçliğine bağlıdır...

 

Eğer yolcunun hedefi mutluluksa onu yolun sonunda değil yolunun üzerinde bulabileceğini öğrenmelidir... O bilinçle o Yola giren bir yolcu yolda eriştiği mutluluğu, kendine saklamayıp, bulduğu ne varsa, sevgiyle tekrar yola serpiştirmeli ki, o yola ondan sonra girenler, o yolda bulduğu mutluluk izlerini takip edip yolun kıymetine sevgiyle nail olabilsinler...

 

Ey yolcu; Yolu yol yapan yolcunun yola verdiği kıymetin devamlılığına bağlıdır... Eğer o yolda Mutlu olmak istiyorsan ve yolun sonundaki zenginliğin kıymetine kavuşmak istiyorsan, benlik kisvesinden sıyrılmanın şart olduğunu unutmamalısın...

 

Mutluluk; Hiçliğin kıymetini bilmekten geçiyor.

 

Eğer o yola girdiğini biliyorsan, yolun sonunu beklemeden zaten bulduklarını yolda paylaşıyorsun demektir...

 

Peki O yola girmeyi beceremeyenler ne yapacak?

 

Nefsiyle savaşmayı öğrenecek…

 

Basit gibi görünse de aslında çok zor ve çetin bir mücadeledir…

 

İnandığımız değerlerin kıymeti için nefsimizle savaşmaya karar verdiğimiz anda nefsimiz sözüm ona pes ettiğinin mesajlarını verirken o yolda savaşmaya gerek olmadığını ve o yolun sonuna kısa yoldan da rahatça gidebileceğimizi söyleyecek ve levhalarla yan yollar çıkaracaktır...

 

İşte asıl mesele burada başlıyor…

 

İnandığımız yol için savaşacak gücü, yan yollarda ki patikalara saparak harcıyorsak, gücümüzü ve kuvvetimizi zaten yokuşa sürüyoruz demektir...

 

Meşakkatten kurtulmak adına o malum yollara girmeye kalkarsak, yolun üzerinde başka yan yol levhaları daha çıkacaktır, bir kere yan yollara girmeye başladık mı peşi sıra başkaları çıkacaktır...

 

Eğer mutluluk uğruna Yolumuzu sorgulamaya kalkarsak zor olandan kaçıp kolay olanı seçme gafletine düşebiliriz...

 

Aslolan Zor olan mücadeledir, o mücadeleye girdiğimiz an, gücümüz sayesinde irademiz yolda diri kalmayı öğrenecektir…

 

İrademizi O'nun yoluna kurban vermediğimiz zaman, Dermanı başka yerlerde ararız...

 

Unutmayalım ki;

 

Bütün devrimler, yenilikler, değişimler zoru seçmekle başlar...9.4.2015

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

''aynamın cam kırıkları canımı yakıyor''

 

 

 

Yüreğimdeki cam kırıkları hiç bu kadar yanmamıştı yüreğim, nasıl bu kadar nankör olabiliyor insan...Sanki haksızlığın gölgesinde beş çayına davetliymiş gibi utanmadan keyif süren kişi benim cemalim'de nasıl hayat bulursun?

 

Hiç olmadığı kadar bağırmak, hiç olmadığı kadar feryadımı figanın kollarına teslim etmek istiyorum...

 

Aynamın cam kırıklarını klavyenin tuşları arasında arıyorsun ya helal olsun...

 

 

 

 

 

''Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır...'' Oğuz atay 24.4.2015

 

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

''beklenen beklemeye değerse beklemek özlem kokan bir çiçektir''

 

Konuşmayı Çok istiyor olsam da dilime lal perdesi çekiyorsam sebebi suskunluğum'dan değildir... Nefsimin zincirini kıran sözlerim bardaktan boşanırcasına intihar köprüsünün ucunda beklediği an gönül penceremi viraneye döndürme pahasına da olsa perde-i zulmet çektiğim içindir...

 

Dilimin ve yüreğimin tek ve Yegane Değerlisi olan sevdamı ateş-i aşkta vücut bulması için sükutun dinginliğine emanet ediyorsam, lal perdemi havalandıracak olan perde-i vuslatın gelmesini beklediğim içindir...

 

Hz. Yakup gibi aydınlığa hasret kalana kadar beklemek, bekleye,bekleye gözden olmak, sözden olmaktır beklemek...

 

 

 

Ve beklemek dünyanın en asil eylemidir, eğer beklenene değecekse. Bilesin! Aşk dediğin lal penceresinde sükût ile beklemektir...23.4.2015

 

 

 

 

 

***

 

 

 

''tebessümü bal damlayan''

 

Dostluğa ve barışa olan garezleri yüzünden nefsi ateşlerini nifak kavıyla tutuşturup kinlerini gezintiye çıkaranlara inat böyle günlerde bir olabilmeyi erdem sayan dostlarımın tebessümlerinden yudum yudum içiyorum...

 

Dost gönüllerden bir yudum tebessümle damlayan bal damlaları olmasa bu kavanoz dipli dünya hiç çekilmez...

 

Âlemlere rahmet iki cihan serveri Efendimiz “İnsanlara tebessüm etmeniz de bir sadakadır” buyurmuşlardır...

 

Haydi o zaman; yarından tezi yok sadakalarınızı bol, bol dağıtın... 21.4.2015

 

 

 

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

 

 

'' bir şehre tebessüm bu kadar'mı güzel yakışır ''

 

Günlerdir üstüne yorgan gibi örtünen gri bulutlar azıcık da olsa bu sabah çekiliverdi...Ve bu anı kaçırmayan Ankara güneşe nazire yaparcasına sevdiklerine gülümsüyor...

 

Umutlarımızın bir minik tebessümle dahi taze kalabileceğini bizlere açık ve net şekilde öğreten boz karası Ankarayı sevmeyen varsa umutlarına pranga vurmuş bir kişidir... Hayat umudu umutsuzluklar arasında düşlemekle güzelleşir...

 

Bir hayalin gerçekleşme ihtimalini düşlemek dahi, o hayalin gerçekleşmesinden çok daha keyif vericidir...

 

Bir düşün ne kadar güzel şeydir istenilen şeyi bekleyebilmek.

 

Olmadığında da tekrar tekrar isteyebilmek...

 

Umudu diri tutan O gücü dualarla kendimizde yakalayabilmek...

 

Tekrar tekrar ellerimizi semaya kaldırabilmek...

 

Ey dost;

 

Bir düşün ne kadar güzel, ne kadar takdire şayan bir davranıştır Allah'tan umut kesmemek...

 

Gri bulutların üstünden kalktığı anda gülümseyen koca şehir Angara işte bu sabah bana umudun anahtarını bir küçük tebessümüyle avuçlarıma uzattı...

 

Haydi ne duruyorsun?

 

 Koş aç pencereni...

 

21.04.2015

 

 

 

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

 

 

'' bir şehir var ki annemin kokusunu çalmış ''

 

Çoğu insan yedi tepe İstanbul'u deniz kokusuyla hatırlar...

 

Bense İstanbul'umu Annemin kokusuyla hatırlıyorum...

 

Çocukluğumun naftalin kokan anılarıyla martıların serseri bakışlarında halicin hırçınlığında ellerim ceplerimde hoyratça dolaşacağım.

 

Tünelin asırlık yalnızlığına yaren olup, İstiklal caddesinin parfüm kokan kalabalığında kaybolacağım..

 

Taksimin göbeğinde siyasi yalnızlığına terk edilmiş parkında gezintiye çıkarken çarıksız ayaklarımın tüm kuvvetiyle tabana kuvvet koşturup ver elini tophane.

 

Eski Rum evlerinin cumbaların da sevgiye ve sevgiliye açan çiçeklerin kokusuyla sarhoş olup şarkılar söyleyeceğim...

 

20,04.2015

 

 

 

 

 

 

 

***

 

 

 

 

 

 

 

 '' altın çamura düşmekle pul olmaz ''

 

Çirkinliklerin kol gezdiği dünyada Güzel söze hasret kalan yüreklerimizi, Rabbım çirkin kelimelerin gazabından korusun...

 

Çünkü onlar Pişkin suratlarındaki karanlık çukurların bakar körlüğünde, yüreklerimize sorgusuz sualsiz çamur atıp, masum yüreklerimizi kör kuyulara mahkum ederler…

 

Yüreklerimizi aydınlatan ışığın sahibine hamd-ü senalar olsun ki, düşürüldüğümüz o kör kuyuların karanlığında dahi o ışığı hissediyoruz ve ayakta kalıyoruz...

 

 

 

19.04.2015

 

 

 

 

 

 

 
Yorumlar


Hiç Yorum Yapılmamış. İlk yorumu siz yapın...